Allah’ın Cemal ve Kemalini Göstermesi
Her cemâl ve kemâl sahibi kendi kemâl ve cemâlini görmek ve göstermek istemesi sırrınca, o sultan-ı zişan dahi istedi ki,bir meşher açsın,içinde sergiler dizsin,tâ nâsın enzarında saltanatının haşmetini,hem servetinin şa’şaasını,hem kendi san’atının harikalarını,hem kendi ma’rifetinin garibelerini izhar edip göstersin.Ta,cemal ve kemal-i ma’nevisini iki vecihle müşahade etsin:Bir vechi,bizzat nazar-ı dekaik-aşinasıyla görsün.Diğeri gayrın nazarıyla baksın.
Şerh______________________________________________________________________
(Her cemâl ve kemâl sahibi kendi kemâl ve cemâlini görmek ve göstermek istemesi sırrınca, o sultan-ı zişan) yüksek evsaf sahibi sultan (dahi istedi ki,bir meşher) sergi yeri (açsın,içinde sergiler dizsin,tâ nâsın) insanların (enzarında) nazarlarında
1- (Saltanatının haşmetini) ihtişamını,büyüklüğünü,
2- (hem servetinin şa’şaasını) parıltısını,alâyiş ve depdebesini,
3- (hem kendi san’atının harikalarını,)
4- (hem kendi ma’rifetinin) ilminin (garibelerini) misilsiz eserlerini (izhar edip göstersin.Ta,cemal ve kemal-i ma’nevisini) ma’nevi cemal ve kemalini (iki vecihle) iki cihetle (müşahede etsin:Bir vechi,bizzat) doğrudan doğruya kendisi (nazar-ı dekaik aşinasıyla) en ince,gizli şeyleri dahi görüp anlayan nazarıyla (görsün.Diğeri,gayrın) başkalarının (nazarıyla baksın.)
Metinde geçen “cemal”den murad; o sultanın “gına ve serveti,cud ve keremi”dir. “Kemal”den murad ise; “ulum ve fununa vukufiyyeti ve san’atlardaki mahareti”dir.Elbette her cemal ve kemal sahibi,cemal ve kemalini görmek ve göstermek ister.
İşte o sultan,bir ihtiyaçtan dolayı değil;çünkü öyle zengin ve her hususta kemalde olan bir zatın ihtiyacı yoktur.Belki o zat,yukarıda zikredilen kendine ait beş hasiyetini – ki onlar cemal ve kemalinin esaslarıdır – görmek ve göstermek için bir saray yapmak murad etti.Yani:
1- Madem sultan-ı zişandır;saltanatının haşmetini görmek ve göstermek için izhar edecektir.
2- Madem kesretli madi hazineleri ve hesapsız manevi defineleri vardır;servetinin şa’şaasını gösterecektir.
3- Madem bütün sanatlara mahareti vardır;sanat’ının harikalarını teşhir edecektir.
4- Madem bütün ilimlerde ve fenlerde mütehassıstır;ma’rifetinin garibelerini izhar edip gösterecektir.
O sultan hadsiz bir cud ve kerem sahibi olduğundan ahaliye muteşem bir ziyafet verip onlara ihsan etmek için saray yapmak ve o sarayı bu mezkur dört noktadan kemalatına bir meşher,cemaline bir ayine ve ihsanatına bir sofra olacak vaz’iyette inşa etmek istedi.Ta ki cemal ve kemal-i ma’nevisine iki şekilde nazar etsin:
Birisi;hem bizzat kendi nazar-ı dekaik aşinasıyla,yani en ince,en gizli ve en dakik şeyleri görüp bilen nazarıyla baksın;mazharlar üzerinde görünen kendi cemal ve kemalini,doğrudan doğruya bizzat kendisi seyretsin.
Diğeri;hem ince bir ma’na olan başkalarının nazarıyla da kendi cemal ve kemaline baksın.Yani cemal ve kemalini onlara gösterip,onların gözleri ve sair hissiyatıyla kendi cemal ve kemaline nazar etsin.
Bu sırrı müellif (ra) bir eserinde şöyle beyan etmektedir:
“Ve bilhassa zîhayattan insanın mahlûkiyeti arkasında gayet âşikâr bir tarzda o mânevî teşahhus, o kudsî taayyün, sırr-ı tevhidle, imanla müşahede olunur. Çünkü o teşahhus-u ehadiyetin esasları olan ilim ve kudret ve hayat ve sem’ ve basar gibi mânâların hem numuneleri insanda var; o numunelerle onlara işaret eder. Çünkü, meselâ, gözü veren Zat, hem gözü görür, hem ince bir mânâ olan gözün gördüğünü görür, sonra verir. Evet, senin gözüne bir gözlük yapan gözlükçü usta, göze gözlüğün yakıştığını görür, sonra yapar. Hem kulağı veren Zat, elbette o kulağın işittiklerini işitir, sonra yapar, verir. Sair sıfatlar buna kıyas edilsin.” (İkinci Şua,Birinci Makam,Birinci Meyve)
“Meselâ, göz, bir hassedir ki, ruh bu âlemi o pencere ile seyreder. Eğer Cenâb-ı Hakka satmayıp, belki nefis hesâbına çalıştırsan, geçici, devamsız bâzı güzellikleri, manzaraları seyr ile şehvet ve heves-i nefsâniyeye bir kavvat derekesinde bir hizmetkâr olur. Eğer gözü, gözün Sâni-i Basîrine satsan ve Onun hesâbına ve izni dairesinde çalıştırsan, o zaman şu göz, şu kitâb-ı kebîr-i kâinatın bir mütâlaacısı ve şu âlemdeki mu’cizât-ı san’at-ı Rabbâniyenin bir seyircisi ve şu küre-i arz bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübârek bir arısı derecesine çıkar.” (Altıncı Söz,Üçüncü Kar)
Gözü Allah hesabına çalıştırmak demek:Allah bu aleme nasıl bakıyorsa öyle bakmak demektir.Şu hadis-i Kudsi bu ince sırra işaret etmektedir:
“Allahu Teala şöyle buyuruyor:
“ ‘Her kim veli kullarıma düşmenlık ederse,muhakkak ona harb açarım.Bir kulum kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli bir amel ve ibadetle bana yaklaşmamıştır.Kulum Bana nafile ibadetlerle durmadan yaklaşır.Nihayet Ben onu severim.Ben onu sevdiğimde de artık işiteceği kulağı,göreceği gözü,şiddetle tutacağı eli ve yüreyeceği ayağı olurum.Eğer benden bir şey isterse onu verir ve Bana sığınırsa onu himaye ederim.’” (Riyazu’s Salihin)
(11.Söz ve Şerhi)
Yazının Devamını Okumak İçin Tıklayın »
Kategori Risale-i Nur Şerh ve İzahları | Yorum Yok

