Ölü İçin Mevlit Okunabilir mi?
Ölen bir kimsenin her sene ölüm yıldönümünü kutlamak ve bu münasebetle toplanmak Hıristiyan ve Şiilerin adetidir.
Resul-i Ekrem (ASM) peygamber olarak geldikten sonra Hıristiyanların bu adetini kaldırdı. “Taziye üç gündür.” demekle ve “Hıristiyan ve Yahudilere benzemeyin.” emriyle de örf ve adet-i İslamiyede onlara benzememeyi ümmetine emretti.
Resul-i Ekrem (ASM)’in vefatından sonra ise, alem-i İslam içinde, Hazret-i Hüseyin Kerbela da şehit edilmesi münasebetiyle Şiiler, Hazret-i Hüseyin’in şehit edildiği o günü, bir toplantı ve merasim günü ilan ettiler. Ve her sene aynı günde toplanıp, o günü kutladılar. Böylelikle bir bid’ayı kabihayı alem-i İslam’ın içine soktular. Bütün fukaha-yı İslam ve ehl-i sünnet vel cemaat uleması bu bid’ayı kabihanın alem-i İslam içinde yerleşmemesi için, o fırak-ı dalle ile mücadele ve muarazaya giriştiler. Çünkü ehl-i sünnet vel cemaate göre böyle bir hareket, yani vefat eden bir şahsın vefat gününü kutlamak, o günde toplanmak, bir araya gelmek, ziyafet vermek, mevlid-i şerif okutmak tahrimen mekruhtur, bir bid’ayı kabihadır.
Hadd-i zatında ölüm gününün dışında mevlid okutmak caiz olup, sevaplı bir iş olmakla beraber, ölüm gününde toplanmak, mevlid vermek ise, gayr-ı Müslimlere ve fırak-ı dalleye benzemek ve onların adetlerinin tesiri altında kalmak gibi sebeplerden dolayı, tahrimen mekruh olur. Çünkü adetlerimizde gayr-i Müslimlere ve ehl-i sünnet vel cemaattan olmayan fırak-ı dalleye benzemiş oluruz. Halbuki biz Müslümanlar; Yahudi ve Hıristiyanlara, ehl-i sünnet vel cemaat olarak da fırak-ı dalleye muhalif hareket etmekle emr olunmuşuz.
Niyetimiz ne olursa olsun, ölen kimsenin ölüm yıldönümünü kutlamak ve bu münasebetle toplanmak Hıristiyan ve Şiilerin adetidir. Bununla amel etmek caiz değildir, şeriat-ı garra-yı Muhammediye’ye (ASM) bütün bütün mualiftir, bir bid’ayı kabihadır.