Ehl-i Kitab Cizyeyi Nasıl Öder?
Ehli Kitap Cizyeyi Nasıl Öder?
Âyet-i kerimede; “… Boyun eğip kendi elleriyle cizye verinceye dek…” buyurulmaktadır.
Şafii mezhebindeki bir rivayette bu âyette geçen ve “boyun eğmek” diye tercüme edilen “es-siğar” ifadesi şöyle izah edilmiştir: Cizye alan memur sol eli ile hristiyanın veya yahudinin sakalını tutup kendine doğru çeker, hristiyan veya yahudi de sağ eli ile cizyesini verir. Evet… Şafiiler âyette geçen; “boyun eğmek” ifadesini bu şekilde vasıflandırmışlardır.
Âlimler şöyle demiştir: Cizyeyi ödeyecek kimsenin bizzat kendisinin ödemesi gereklidir. Yani aracı kullanarak; “işte bu falan kimsenin cizyesidir” diyerek beytul mala ödeyemez. Bizzat kendisinin ödemesi gerekir ki boyun eğme ve zillet gerçekleşmiş olsun.
Âlimler cizyenin miktarı hususunda farklı görüşler belirtmişlerdir.
a. İmam Şafii, cizyenin miktarının yılda bir dinar olduğunu ve bunda fakir ve zenginin eşit olarak değerlendirileceğini belirtmiştir.
b. Hanefi ve Maliki mezhebine mensub olan alimler ise: Fakirin yüda bir dinara tekabül eden on iki dirhem, orta hallinin iki dinara tekabül eden yirmi dört dirhem, zenginlerin ise dört dinara tekabül eden kırk sekiz dirhem ödemesi gerektiğini söylemişlerdir.
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur:
“Kendilerine Kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyenlerle, Allah’ın ve Resulünün haram kıldığını haram saymayanlarla ve Hak dini din edinmeyenlerle, boyun eğip kendi elleriyle cizye verinceye dek savaşınız.” (Tevbe, 29)
a. Hanefi ve Maliki mezhebinden olan âlimlere göre her ne kadar âyet-i kerimede cizyenin ehli kitap olanlardan alınacağı zikredilmiş ise de Allah’a ortak koşan müşriklerden, ehli kitaptan,putperestten, ateşe tapan mecusilerden ve diğer kâfirlerden cizye alınabileceğini ve karşılığında muahede ile müslümanların idaresi altında yaşayan zımmiler olacaklarını söylemişlerdir. Bu görüş İslâm’ın alemşümul olmasına ve kâinat sistemi oluşuna daha münasip bir görüştür. Zira her ne kadar dinimiz bütün yeryüzüne hakim olmayı ve insanlığı içinde bulunduğu sapıklıktan kurtarmayı bizlere farz kılmışsa da bizler fethettiğimiz ülkelerin bütün insanlarını zorla İslâm dinine sokamayız.
b. İmam Şafii’ye göre ise, cizye verip kurtulmak sadece ehli kitaba has olan bir imtiyazdır, ehli kitap olmayanlar ise ya müslüman olacaklar veya öldürüleceklerdir. Arap Yarımadası’nda yaşayan müşriklerden cizye kabul edilmediği gibi onlar serbest de bırakılmazlar. Buna göre komünist olan Rusya’yı veya Budist Hindu gibi dinlere mensub olan Hindistan’ı fethettiğimiz zaman bu insanlar ya İslâm’ı kabul edecekler veya öldürüleceklerdir.
Onlardan cizye kabul edilmez. Hanefi ve Malikiler ise Hinduların cizyelerini alıp onları zimmi yapmayı kabul ederler.
Bizler de inşallah Hindistan’ı fethedip oraya İslam’ı uygulayınca bunu yaparız. Zaten Hindistan 1857 yılına kadar İngilizlerin orayı fiilen işgal etmelerinden önce İslâmî bir idare ile yönetilmekteydi. İngilizler adı geçen bu tarihte Hindistan’ı işgal edince iktidarı müslümanlardan alıp Hindulara vermişlerdir. Şayet İngilizlerin bu işgali omasaydı bugün Hintlilerin çoğu müslüman olurdu. Allah İngilizleri kahreylesin. İngiltere İslâm’ın en büyük düşmanlarındandır. İslâm’ı gittiği her yerde yıkmıştır. Yahudileri getirip Arap topraklarına yerleştirenler onlardır. Mısır’ı yıkan onlardır. Arap Yarımadası’nda tevhid inancını öldüren de onlardır. İngilizler o zamanda Mısır’ın yöneticisi olan İbrahim Paşa’yı kışkırtmışlar, Arap Yarımadası’ndaki Abdulvahab hareketini yıkmışlar, Dereiye denen yerde Vahhabi devletini çökertmişler, oranın emiri olan Ubeydullah bin Suud’u esir alıp İstanbul’a göndermişler, bu zat İstanbul’un sokaklarında gezdirilip teşhir edilmiştir. Çünkü Osmanlı devleti ile Abdulvahab hareketi arasında ihtilaf bulunuyordu.
Evet İngiltere gittiği her yere fitne fesad götürmüş, tesettürlü hanımların tesettürünü soymuş, iktidarı münafıklara, laiklere teslim etmiş, ondan sonra işgal ettiği memleketlerden çıkmıştır. İngilizler işgal ettikleri yerlerde iktidarı esmer ingilizlere ve oranın en şerli insanlarına teslim etmeden çıkmazlar. Ancak bugün yüce Mevla İngilizleri şaşılacak bir şekilde zelil etmiştir. Eskiden Filistin’de veya Mısır’da genel vali olan bir İngiliz’in bugün İngiltere’de 70-80 yaşındaki bir emekli olduğunu Mısır ve Filistin’de sömürdüğü mal varlıkları ile köşkler yaptığını görürsün. Fakat bugün İngiltere’den aldığı maaşı yapmış olduğu o köşklerin temizlik hizmetine dahi yetmemektedir. Bu nedenle bu köşklerini birer birer satmaktadırlar. Hem de Araplara… Londra’nın caddelerine girdiğinizde sanki oranın Suudlulara, Katarlılara ve Kuveytlilere ait caddeler olduklarını sanırsınız.
KAYNAK:CİHAD DERSLERİ ŞEHİD ABDULLAH AZZAM..