Muhammedilerin İlim Yurdu

Sünnet Nasıl Uygulanır? Sünnete Ne Kadar Uymalıyız?

28th Nisan 2008

Sünnet Nasıl Uygulanır? Sünnete Ne Kadar Uymalıyız?

Sünnet nasıl uygulanır?
 
Sünnete ne kadar uymalıyız? (yaşantımızda uygulama olarak)

Fasil:İMAN VE İSLAM HAKKINDA
Konu:Amelde İtidal
Ravi:Enes
Hadis:Hz. Peygamber (sav)`ın zevce-i paklerinin hane-i saadetlerine bir gurub erkek gelerek Resulullah (sav)`ın (evdeki) ibadetinden sordular. Kendilerine sordukları husus açıklanınca sanki bunu az bularak: “Resulullah (sav) kim, biz kimiz? Allah O`nun geçmiş ve gelecek bütün günahlarım affetmiştir (bu sebeple O`na az ibadet de yeter) dediler, içlerinden biri: “Ben artık hayatım boyunca her gece namaz kılacağım” dedi. İkincisi: “Ben de hayatımca hep oruç tutacağım, hiç bir gün terketmeyeceğim” dedi. Üçüncüsü de: “Kadınları ebediyen terkedip, onlara hiç temas etmeyeceğim” dedi. (Bilahere durumdan haberdar olan) Hz. Peygamber (sav) onları bularak: “Sizler böyle böyle söylemişsiniz. Halbuki Allah`a yemin olsun Allah`tan en çok korkanınız ve yasaklarından en ziyade kaçınanınız benim. Fakat buna rağmen, bazan oruç tutar, bazan yerim; namaz kılarım, uyurum da; kadınlarla beraber de olurum (Benim sünnetim budur), kim sünnetimi beğenmezse benden değildir” buyurdu.
 
HadisNo:70

zamana göre uygulanamayacak sünnet diye birşey olur mu?

sünnetten taviz verilir mi? ( örneğin “sakal” sünnetini istediği halde, çalıştığı yerde izin yok diye uygulamayan birinin durumu nasıl tarif edilir)

sünnete tabi olan birinin hepsine mi, yoksa kendi rahatına uyanı mı uygulaması doğrudur?

 ”Fesâd-ı ümmetim zamanında kim benim sünnetime temessük etse(yapışsa), yüz şehidin ecrini, sevabını kazanabilir.” (İbni Adiy, el-Kâmil fi’d-Duafâ, 2:739; el-Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, 1:41; Taberânî, el-Mecmeu’l-Kebîr, 1394; Ali bin Hüsâmüddin, Müntehebâtü Kenzi’l-Ummâl, 1:100; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 7:282. )

 Sünnet-i Seniyyenin merâtibi var. Bir kısmı vâciptir, terk edilmez. O kısım, Şeriat-ı Garrâda tafsilâtıyla beyan edilmiş. Onlar muhkemattır, hiçbir cihette tebeddül etmez. Bir kısmı da nevâfil nevindendir. Nevâfil kısmı da iki kısımdır:

Bir kısmı, ibadete tâbi Sünnet-i Seniyye kısımlarıdır. Onlar dahi şeriat kitaplarında beyan edilmiş; onların tağyiri bid’attır. Diğer kısmı, “âdâb” tabir ediliyor ki, Siyer-i Seniyye kitaplarında zikredilmiş. Onlara muhalefete bid’a denilmez; fakat âdâb-ı Nebevîye bir nevi muhalefettir ve onların nurundan ve o hakikî edepten istifade etmemektir. Bu kısım ise, örf ve âdât, muamelât-ı fıtriyede Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın tevatürle malûm olan harekâtına ittibâ etmektir. Meselâ, söylemek âdâbını gösteren ve yemek ve içmek ve yatmak gibi hâlâtın âdâbının düsturlarını beyan eden ve muaşerete taallûk eden çok sünnet-i seniyyeler var. Bu nevi sünnetlere “âdâb” tabir edilir. Fakat o âdâba ittibâ eden, âdâtını ibadete çevirir. O âdâbdan mühim bir feyiz alır. En küçük bir âdâbın mürââtı, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı tahattur ettiriyor, kalbe bir nur veriyor.

Sünnet-i Seniyyenin içinde en mühimi, İslâmiyet alâmetleri olan ve şeâire de taallûk eden sünnetlerdir. Şeâir, adeta hukuk-u umumiye nev’inden, cemiyete ait bir ubudiyettir. Birisinin yapmasıyla o cemiyet umumen istifade ettiği gibi, onun terkiyle de umum cemaat mes’ul olur. Bu nevi şeâire riyâ giremez ve ilân edilir. Nafile nev’inden de olsa, şahsî farzlardan daha ehemmiyetlidir.(Lemalar | On Birinci Lem´a | 54)

Kategori Sorularla İslam, Sünnet-i Seniyye | 1 Yorum

24th Nisan 2008

Allah’tan Nasıl Korkmalı?

Allah’tan nasıl korkmalı?

Emir ve yasaklarını hafife almaktan çok çok korkmalı.

Sözü ile fiilinin birbirini yalanlamasından korkmalı.

Herşeyi kuşatan rahmetinin kapsamından çıkmaktan, bunu netice
verecek hallerden korkmalı..

İnsanların kınamasından değil, Allah’ın gazabından korkmalı.

Kelâmını yanlış anlamaktan, yanlış anlatmaktan, hele de dünya
menfaati için eğip bükmekten ödü kopmalı..

Mahlukâtını, özellikle de sevdiklerini incitmekten korkmalı.

Öyleyse Onun en sevdiği ile; Resulullah Efendimiz(a. s.m.) ile ters
düşmekten veya ona bîgane kalmaktan korkmalı.

” Verdiğim ömrü nerede, ne işlerde kullandın?” diye soracağı
günden korkmalı.

En çok da ” bu amelleri, kimin hoşnutluğunu, beğenisini umarak
yaptıysan ona git!..” demesinden korkmalı.

Ondan gerektiği gibi korkmamaktan da korkmalı..

Kategori Sorularla İslam | Yorum Yok

9th Mart 2008

HADİSLER HZ. PEYGAMBER’DEN İKİ YÜZ SENE SONRA MI YAZILDI?

SORU 28. Biz başlangıçtan beri bu sayfayı takip edip faydalanan, İmam-Hatiplik görevi yapan, bir kısmımız da okuma meraklısı kimseleriz. Öncelikle size teşekkür ederiz. Bazılarının ikide bir tekrar edip durduğu ve sizin yazılarınızı yorumlarken de gözümüze ilişen “Hazret-i Peygamber’den iki yüz sene sonra yazılan hadislere ne kadar güveneceğiz?” sorusu gerçekçi bir soru mudur? Bu konuda yeterli açıklama yapmanızı ve okuyabileceğimiz kaynaklar göstermenizi bekliyoruz? Arapça da olabilir.

CEVAP: Uzun zamandır çeşitli şekillerde sorulan benzeri sorulara, bunların zihinlerde oluşturduğu tereddütlere, şüphelere cevap verme ihtiyacı olduğunu biliyorum. Daha önce çeşitli vesilelerle bazı soruları cevaplandırırken bu konuya temas ettiğim olmuştu. Benim şahsî kanaatim, bu tür soruların bir kısmı, bilgi edinme maksadı taşımayan ve içinde itham, inkâr, körü körüne taklit, entelektüel geçinme hevesi taşıyan, genel olarak da üslûp nezaketinden uzak cinsten sorular sınıfından sayılabilir.

Bir kısmı ise gerçekten bilgi edinmeye yönelik sorular niteliğindedir.
Söze başlarken hemen şunu ifade edeyim: Sizin bana yönelttiğiniz, hadislerin Peygamberimizden iki yüz sene sonra yazıldığı yönündeki sorunun ihtivâ ettiği düşüncenin gerçekle ve ilimle hiçbir ilgisi yoktur, tamamen bir yalandan ibarettir. Bu düşünce sahipleri, görüşlerini ispat edebilecekleri tarihî bir bilgi ve belgeden mahrumdurlar; yegane dayanakları bazı oryantalist/müsteşriklerin maksatlı tahrifleridir.
Hadislerin henüz Resûl-i Ekrem Efendimiz hayatta iken yazılmaya başlandığı, bazı sahâbîlerin bizzat Peygamberden izin alarak hadis yazdıkları bilinen bir hakikattir.

Devamını Okumak İçin Tıkla »

Kategori Sorularla İslam, İlim Öğreniyorum | Yorum Yok


Giriş