Muhammedilerin İlim Yurdu

Her Yönüyle Nesh Meselesi… Dinde Nesh Var mıdır?

8th Mart 2008

Her Yönüyle Nesh Meselesi… Dinde Nesh Var mıdır?

NESH İzale, bertaraf, ibtal ve yok etme; izale edilen şeyin yerine başka birinin konulması veya konulmaması, nakletme, kaldırma, hükümsüz kılma, istinsah etme, değiştirme, tahvil etme (nesha) fiilinin mastarıdır. Nesh kelimesinin bu manâlardan hangisinde hakikat, hangilerinde mecaz olduğu konusu ihtilaflıdır. Bazı ilim adamları “izale ve iptal etme” manâsında hakikat, diğerlerinde mecaz olduğunu söylemektedirler.Istılah âlimlerince nesh değişik şekillerde tarif edilmiştir. Neshin, ıstılâhî tariflerinin ortak noktaları alınmak suretiyle şu şekilde tarifi mümkündür: “Nesh, şer’î bir delil ile sabit şer’î ve fer’î bir hükmün daha sonra gelen yeni şer’î bir delille kaldırılması, ilgası, tebdil ve tağyîr edilmesidir.” Bu şekilde kendinden önceki hükmü kaldıran delile “nâsih”, hükmü kaldırılan delile de “mensûh” denilir.Neshin caiz olup olmadığı ve vukûu konusunda İslam alimleri arasında değişik görüşler vardır.Sadece Kur’an-ı Kerim’le kayıtlı olmaksızın neshin caiz olup olmadığı konusu muhtelif din mensupları ve İslâm âlimleri arasında ihtilâflı konulardandır. Bu ihtilâf önce caiz olup olmadığı, sonra da caiz ise vuku bulup bulmaması hususundadır. Nihayet son bir ihtilâf konusu da bunun İslâm şeriatinde olup olmadığıdır.Bu husustaki tartışmaları:a) Nesh, aklen ve naklen mümkün müdür?b) Şayet caiz ise bilfiil vukubulmuş mudur?c) İslâm’da, yani Kur’an ve Sünnette nesh caiz midir?d) Şayet İslâm’da nesh caiz ise vukubulmuş mudur?e) İslâm’da nesh caiz ve vukubulmuşsa nerelerdedir? şeklinde maddeleştirmek mümkündür. Devamını Okumak İçin Tıkla »

Kategori Sorularla İslam, İlim Öğreniyorum | 2 Yorum

7th Mart 2008

Bankalardaki Faizli Hesaplardan Gelen Para Helal Midir?

1. Dar-ul harp olan bir memlekette istekli olarak bu faizi talep etmek veya bunun için yüksek faizli hesapları  veya bankaları tercih etmek caiz midir?

            2. İster istemez tahakkuk eden bir faiz bankaya mı bırakılsın, alınıp hayır işlerinde mi kullanılsın, yoksa alınıp burada ders kitabı gibi ve bu ülkenin kendilerinden aldığı bir vergi için mi kullanılsın? Bunların şer-i hükümleri ehl-i sünnet vel cemaata göre nasıldır?

 

            3. Ayrıca ülkemizde ki ehl-i sünnet vel cemaata göre dar-ul İslam’dır bunun hükmü nedir?

Devamını Okumak İçin Tıkla »

Kategori Sorularla İslam | Yorum Yok

6th Mart 2008

Ölü İçin Mevlit Okunabilir mi?

Ölen bir kimsenin her sene ölüm yıldönümünü kutlamak ve bu münasebetle toplanmak Hıristiyan ve Şiilerin adetidir.

Resul-i Ekrem (ASM) peygamber olarak geldikten sonra Hıristiyanların bu adetini kaldırdı. “Taziye üç gündür.” demekle ve “Hıristiyan ve Yahudilere benzemeyin.” emriyle de örf ve adet-i İslamiyede onlara benzememeyi ümmetine emretti.

Resul-i Ekrem (ASM)’in vefatından sonra ise, alem-i İslam içinde, Hazret-i Hüseyin Kerbela da şehit edilmesi münasebetiyle Şiiler, Hazret-i Hüseyin’in şehit edildiği o günü, bir toplantı ve merasim günü ilan ettiler. Ve her sene aynı günde toplanıp, o günü kutladılar. Böylelikle bir bid’ayı kabihayı alem-i İslam’ın içine soktular. Bütün fukaha-yı İslam ve ehl-i sünnet vel cemaat uleması bu bid’ayı kabihanın alem-i İslam içinde yerleşmemesi için, o fırak-ı dalle ile mücadele ve muarazaya giriştiler. Çünkü ehl-i sünnet vel cemaate göre böyle bir hareket, yani vefat eden bir şahsın vefat gününü kutlamak, o günde toplanmak, bir araya gelmek, ziyafet vermek, mevlid-i  şerif okutmak tahrimen mekruhtur, bir bid’ayı kabihadır.

Hadd-i zatında ölüm gününün dışında mevlid okutmak caiz olup, sevaplı bir iş olmakla beraber, ölüm gününde toplanmak, mevlid vermek ise, gayr-ı Müslimlere ve fırak-ı dalleye benzemek ve onların adetlerinin tesiri altında kalmak gibi sebeplerden dolayı, tahrimen mekruh olur. Çünkü adetlerimizde gayr-i Müslimlere ve ehl-i sünnet vel cemaattan olmayan fırak-ı dalleye benzemiş oluruz. Halbuki biz Müslümanlar; Yahudi ve Hıristiyanlara, ehl-i sünnet vel cemaat olarak da fırak-ı dalleye muhalif hareket etmekle emr olunmuşuz.

Niyetimiz ne olursa olsun, ölen kimsenin ölüm yıldönümünü kutlamak ve bu münasebetle toplanmak Hıristiyan ve Şiilerin adetidir. Bununla amel etmek caiz değildir, şeriat-ı garra-yı Muhammediye’ye (ASM) bütün bütün mualiftir, bir bid’ayı kabihadır.

Kategori Fıkıh ve Akaid, Sorularla İslam, İtikadi Meseleler | Yorum Yok


Giriş
ListeNur.de - islami siteler listesi